Dolar : Alış : 3.8591 / Satış : 3.8660
Euro : Alış : 4.5511 / Satış : 4.5593
HAVA DURUMU
hava durumu

Trabzon17°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 37 Kategoride 4006 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Özledik Seni Güzel İnsan…

03 Nisan 2016 - 902 kez okunmuş
Ana Sayfa » Manşettekiler»Özledik Seni Güzel İnsan…
Özledik Seni Güzel İnsan…

Hocalar Hocası Bekir Topaloğlu’nu anarken…
9 Mart 2016 Çarşamba gecesi vefat edip 10 Mart 2016 Perşembe Günü defnedilen merhum Prof. Dr. Bekir Toplaoğlu’nu yaklaşık 60 yıldır tanırım. Aynı zamanda hemşehrim, uzaktan komşu köylüm idi. Merhum hakkındaki düşüncelerimi bugün ki yazımda kısaca dile getirmek istiyorum. Vefatını takiben medyada Cumhurbaşkanı’nın hocası olarak tanıtıldığını görünce üzüldüm. Onun ilmi üstünlüğü, kendisini tanıtmaya yeter de artar da… Bendeniz böyle bir duyuruyu ilim adamına karşı noksanlık olarak görüyorum. Ayrıca Hocası olmakla nitenen Cumhurbaşkanın’nın, başbakanın, kabine üyelerinden, siyasi temsilcilerden hiçbirinin, onun cenaze merasimine katılmaktan pay alamamalarını büyük bir eksiklik olarak gördüğümü bu vesile ile ifade etmeliyim. Artist, sanatçı, politikacı, siyasete yakın bir hoca olsaydı herhalde tam kadro hazır olurlardı. Bu ayıbı burada ifade etmem gerekir.
Merhum Bekir Toploğlu Hocamız ülkemizde yetişen bir neslin, İmam-Hatip ve İlahiyat neslinin hocası idi, hepimizin hocası idi, Türkiye’de İslamî İlimlerin yaşatılma meşalesini ateşleyen birkaç zattan biri idi. İslam Ansiklopedisi’nin, Türkiye Diyanet Vakfı’nın, Nesil Vakfının kurucusu idi.
Bendeniz Bekir Topaloğlu’nu ilk defa Çaykara/Akdoğan Köyü Kocavcık Mahallesinde dayısı sayın Yahya Kutluoğlu ile birlikte rahmetli babam âlim ve müderris Hacı Hasan Efendi’yi, ev medresesinde ziyaretleri esnasında gördüm. Günlerden Salı Günü idi. Hacı Hasan Efendi Çaykara’nın resmi vaizi olduğu için sabah tek bir ders okutup Çaykara’nın pazarı olan Salı günü öğle vaktinde merkez cami’indeki görevine hep birlikte inmiştik. Benim o zaman ki yaşım oldukça küçüktü. Yolda sohbet ederek yaya indiğimizi ve köy değirmeninin önünden geçtiğimizi net hatırlıyorum. Dayı yeğen ikisi de Y. İslam Enstitüsü’nde öğrenci idiler. Dedesi ve Hocası merhum Muhammed Hanefi Hoca (Yöredeki lâkabı LEKUR HOCA) babamın ahbabı idi. O vesile ile babamı ziyaret etmişlerdi. Çeşitli vesilelerle kendisi, bir müderris ve takva sahibi bir âlim olan Hacı Hasan Efendi’ye karşı sevgi ve saygısını ifade ederdi.
Önce hafızlık yapan, sonra da medrese bilgisini tahsil eden merhum Bekir Topaloğlu bir devlet okulu olan İmam-Hatip ve Yüksel İslam Enstitüsü’nde okuduğu için, medrese ehli tarafından açık olmasa da içten bir hoşnutsuzluk hissediliyordu. Ben o zaman merhum babamın medresesinde Arapça ve şer’î ilimler okuyan bir öğrenci idim. Yaşımın 10 civarında olduğunu tahmin ediyorum. Benim kafamda Yüksek İslam Enstitüsü’nde okuma düşüncesi o zaman belirmişti. Benim gibi, medresede okuyan bir çok kimsenin İmam-Hatip ve Y. İslam Estitüsün’de okuma düşüncesini o canlandırmıştı, güzel bir örnek olmuştu.
Sonradan bu fakir de dışarıdan İmam-Hatip sınavlarını vererek İstanbul Yüksel İslam Enstitüsü’ne kaydolunca, Bekir Hocamızla daha yakından tanışma fırsatını buldum. Kendisi o zaman Kelam ve İslam Düşüncesi Asistanı idi. Merhum Hocalar Hocası Prof. Muhammed Tanci’nin asistanı idi. Derslere beraber giriyorlardı. Hoca Tevhid dersini Arapça anlatıyor, Bekir Topaloğlu da tercüme ediyordu. Merhum Bekir Topaloğlu, bir ders sonunda bizlere kısa bir konuşma yaptı ve ilme yönlendirici sözler söylediğini hatırlıyorum. Sonra medresede okumuş, bir kaç arkadaşla beraber bu fakiri de evinde çay sohbetine çağırdı. Bu çay sohbetinde, kendimizi iyi, yetiştirmemiz gerektiğinden, ilmi metottan bahsetti. İlmi çalışmalarda fiş nasıl yazılır, nasıl kaleme alınır, plan nasıl yapılır, bu ve benzeri hususlardan bahsetti. Bu fakir ilmi çalışmalarında hala onun öğrettiği bu metodu kullanıyorum. Bu çalışmalar bir bakıma onun da eseri sayılır. Mezuniyet tezimin konusunu merhum hocam Tanci beyden almıştım. Bana, Bekir Hocaya git o sana yol göstersin demişti. Tez konusunu “Zekâtın Verileceği Yerler” olarak belirledik. Merhum Bekir Hocamız bana yol gösterdi, bir yılda tezimi hazırladım. Tez 125 sayfalık hacimli bir çalışma olmuştu. Mezuniyetten sonra bu tezi geliştirmeyi ve diğer zekât konularını da buna ilave ederek çalışmayı tamamlamamı bana Bekir Hoca tevsiye etmişti. Bu tavsiyeye uyarak iki yıl süre ile çalıştım ve çalışmayı tamamladım. Çalışmayı kendisi baştan sona okuyarak tashihlerde ve tavsiyelerde bulundu. Kitabın adını da kendisi vermişti: “İslam’da Zekât Müessesesi” olabilir demişti.Bendeniz bu ismi aynen korudum. Anılan Kitaba bir de takdim yazısı yazma lütfunda bulundular. Kitaba değerini veren esas bu yazı olmuştur. Sonra anılan Yazının Tohum Dergisinde yayınlanmasını sağlayarak kitabın tanınmasında büyük katkıları olmuştu. O zaman dini alanda yeni bir görüşe, farklı bir yoruma tahammülsüzlük had safhadaydı. Bekir Hocamıza ve arkadaşı Hayreddin Hocamıza şiddetle muhalefet söz konusu idi. “İslam’da Zekât Müessesesi” bir ilk olacaktı. Bakalım nasıl karşılanacak? demişti. Bu fakirin yaptığı çalışmaların eğer bir değeri ve ecri varsa onun defterine de kaydolacağında hiç şüphe yoktur.
Bekir Topaloğlu’nun birçok özellikleri vardı. En belirgin özelliği alçak gönüllü oluşu, gösterişten kaçması, zarif bir ve nezaket sahibi bir âlim oluşu, kendini bütünü ile İslamî ilimlere adaması idi. Çocukluğundan vefatına kadar İslamî İlimler için yaşadığını, ömrünü bu yolda tükettiğini, son devir İslamî Düşünce Hareketinin temel taşlarından biri olduğunu iftiharla söylemeliyiz. O âlim-i billah idi. Âbid idi, okumayı, okutmayı, yazmayı ve ilmi yaşatmayı ibadetleştirmişti. Es son gayreti İmam Matürîdî’nin “Tevilâtü’l-Kur’an” adlı tefsirinin tahkikli neşrini gerçekleştirdikten sonra özenle Türkçemize kazandırılması idi. Bir cildinin tercümesi de bu hakire verilmişti. Bu münasebetle bir kaç kere telefon görüşmelerimiz oldu. Çok acele ediyordu. Buna bir anlam veremiyordum. Bizim yaptığımız tercümeleri redakte ediyordu. Tabi sanki Matüridî’nin ağzından çıkmış gibi oluyordu. Bir günde ancak 5 sayfa redakte edebiliyorum, diyordu. Kendini çok yoruyordu. Acele etmekte haklı idi. Ömrünün vefa etmeyeceğinden korkuyordu. Korktuğu da başına geldi. İnşallah öğrencileri bu tercümeyi de kısa zamanda tamamlayarak hayata geçirirler, böylece merhum Hocamızın ruhu şad olur. En son kendini yıkayarak tertemiz vaziyette Rabbine kavuşmuştur. Hocamız, vefatıyla, yeri doldurulamayacak çok büyük bir boşluk bırakmıştır.
Herkes ölünceye kadar yaşar, fakat âlimler esas öldükten sonra yaşarlar. Bekir Hocamız öğrencileri, bıraktığı ilim ve, düşünce mirası ile, eserleri ve tesirleri ile yaşayacaktır. Ruhu şad, mekanı Firdevs Cenneti olsun.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika